Geçtiğimiz yıllarda, bu başlık altında okuduğum bir makale, herkesin ortak problemi olabilecek konuları sıralıyordu. Ancak kimse sosyal medya hesaplarını kapatma fikrine yaklaşmak istemiyor gibiydi. "İstemiyor" diyorum çünkü düşünürsek, hesapları kapatma noktasına geleceğimizden korkuyoruz. Bu makale, sosyal medya ile ilişkimi sorgulamama neden oldu. 

Sabahları genellikle erken kalkarım; çünkü en verimli saatlerin bu zaman dilimi olduğuna inanırım. Ancak kalkar kalkmaz yaptığım ilk şey telefonuma bakmak oluyor. Önce Resmî Gazete’ye, ardından birkaç haber sitesine göz atar, sonrasında ise felsefi kitapları okumaya koyulurum. 

Geçen gün yine aynı rutinle uyandım ve "Ne var ne yok?" diye Facebook’a bir göz atayım dedim. Doğup büyüdüğüm şehirden uzakta yaşadığım için, memleketten gelen taziye haberleri dikkatimi çekiyor. Sonrasında paylaşımlarıma gelen yorumları okudum. Bir süre öylesine gezinirken, bu sefer Twitter’a atladım. Orada da bir tur attıktan sonra Instagram’a geçtim. Telefonu elime aldığım andan bıraktığım ana kadar bir buçuk saat geçmişti. 

Bir fayda-maliyet analizi yaptım: Bu süre bana ne kattı? Malum, zaman en değerli hazinedir ancak değeri pek bilinmez. Her anı dolu yaşamak, hayat kalitemizi belirleyen bir tercihtir. Hesapladım: O bir buçuk saatte hoşuma giden anlar ve öğrendiğim şeyler elbette oldu, ancak bunların değeri asla harcadığım zamana denk değildi. 

Sosyal medya, tıpkı bir uyuşturucu gibi zaman algınızı bulandırıyor. İçine daldığınızda saatler durmuş gibi hissediyorsunuz, oysa gerçekte zaman hızla akıp gidiyor. Bir uygulamadan diğerine geçerken, vakti nasıl harcadığınızın farkına bile varmıyorsunuz. 

Özellikle TikTok gibi platformlarda, kaldığınız sürece yeni videolar bitmek bilmiyor. Bazılarını hızla geçiyor, bazılarını dikkatle izliyorsunuz. Algoritmanın etkisiyle, farkında olmadan bir "yankı odasına" hapsoluyorsunuz. 

Sosyal medya, gerçek dünyadan kopuşu tetikleyerek algımızı şekillendiriyor ve çoğu zaman bizi yanıltıyor. İzledikleriniz ve beğendikleriniz, sürekli benzer içerikler sunarak gerçeklik algınızı daraltıyor. Uygulamalar, ilgi alanlarınıza göre kişiselleştirilmiş içerikler sunarak sizi kendi küçük dünyanızda hapsedebilir.

63 yaşındayım. Kalan ömrümün gençlere kıyasla daha kısıtlı olduğunu biliyorum. Bu yüzden, zamanımı daha verimli kullanmak adına radikal bir karar aldım: Zamanı Yutanlar olarak adlandırdığım sosyal medya hesaplarımı teker teker kapatmaya başladım. İlk olarak TikTok ve Twitter’ı kapattım. Diğer hesaplarıma ise günde bir kezden fazla girmemeye ve sadece boş zamanlarımda (örneğin asansörde beklerken) göz atmaya karar verdim. Bu değişimin sürdürülebilir olmasını umuyorum; çünkü hayatı daha anlamlı kılacağına inanıyorum. 

Peki ya siz? Zamanınızı nasıl değerlendirmek istersiniz? Sosyal medyanın hayatınızdaki yerini sorgulamak için bir adım atmaya hazır mısınız?