Gayrisafi yurt içi hasıla verilerinde son sırada yer alan Van’da düşük gelir sahip on binlerce hane bulunuyor. Van’daki düşük gelir haneler sağlıklı ve dengeli beslenme konusunda ciddi sıkıntılar yaşıyor. Gelir düzeyi oldukça düşük olan kentte, yüksek protein ve sağlıklı yağ içeren kaliteli besinlerin pahalılığı vatandaşın büyük bir kısmı bu gıdalara erişmekte zorluk yaşamasına neden oluyor. Bu gıdaların yerine, daha ucuz, yüksek karbonhidrat içeren ürünler tercih eden bu durum toplumun tüm kesimlerini etkilerken konuyla ilgili Şehrivan’a konuşan Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Gıda Mühendisleri Odası Van Şube Başkanı Ezgi Arslan, sağlıklı beslenmenin lüks değil, temel bir insan hakkı olduğu belirtti. Van’da vatandaşın sağlıklı gıdaya erişimini kolaylaştıracak politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini dile getirdi.
BAŞKAN ARSLAN: VAN’DA DÜŞÜK GELİRLİ VATANDAŞ SAĞLIKLI BESLENEMİYOR
Arslan, Van’ın ekonomik durumunun sağlıksız gıda tüketimine neden olduğunu belirterek, “Mevcut ekonomik koşullar sağlıklı gıdaya ulaşımda bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Van’da gelir seviyesi düşük haneler, bütçe kısıtları nedeniyle genellikle işlenmiş şeker ve yüksek karbonhidrat içeren ucuz gıdalara yönelirken, protein ve sağlıklı yağ oranı yüksek besinlere erişim maliyetlerin yüksekliği nedeniyle sınırlı kalmaktadır. Bu durum, özellikle çocuklar açısından beslenme dengesizliklerine ve yetersizliğe yol açarak, fiziksel ve bilişsel gelişimi olumsuz etkileyebilmektedir. Sağlıklı besinlere erişimin ekonomik koşullara bağlı olması, gıda eşitsizliği sorununu derinleştirmektedir” dedi.
ÖZELLİKLE ÇOCUKLAR CİDDİ SAĞLIK SORUNLARIYLA KARŞI KARŞIYA
Okullarda alınacak tedbirleri dile getiren Arslan, “Ücretsiz bir öğün okul yemeği kamusal hak olarak görülmeli. Zira bunu uygulamak sosyal devlet anlayışının bir ilkesidir. Uygulanacak beslenme programı, sağlıklı beslenme bilincinin küçük yaşlarda kazandırılmasını sağlayarak obezite, yetersiz beslenme ve buna bağlı sağlık sorunlarının önlenmesine de katkıda bulunabilir. Aynı zamanda başta okullarda olmak üzere mahallelerde özellikle besin öğesi içeriği bilgilerini kapsayan sağlıklı beslenme üzerine farkındalık eğitimleri düzenlenebilir” şeklinde konuştu.
ARSLAN, GIDA MÜHENDİSLERİNİN DE SORUNLARINA DİKKAT ÇEKTİ!
Gıda mühendislerinin yaşadığı sorunları da aktaran Arslan şunları söyledi: “Ancak ne yazık ki, gıda alanında da diğer pek çok meslek grubunda olduğu gibi, gıda mühendislerinin değersizleştirildiğini, niteliklerinin altında işlerde düşük ücretlerle çalıştırıldığını ve işsizlik tehdidiyle etik dışı uygulamalara maruz bırakıldığını görmekteyiz. İnsan sağlığını doğrudan etkileyen gıda üretiminde, gıda mühendislerinin emeğine ve hak ettiği ücrete gereken önemin verilmediği, sürecin yalnızca maliyet odaklı düşünüldüğü bir anlayışla gıda güvenliğini sağlamak mümkün değildir.”
VAN’DA YOKSULLUĞUN TADI ACI: SAĞLIKLI BESLENMEK İMKÂNSIZ!
Alınması gereken tedbirleri söyleyen Arslan, “S.T.T.ve T.E.T.T. farkına dikkat etmek gerekir. Kısa zamanda tüketilmeyecek bir ürün satın alınmamalı stok yapılacaksa tarihlerine dikkat edilmeli. Alışveriş yaparken ürün etiketi okunmalı örneğin meyve aromalı bir içecek ile meyve suyu farkına dikkat edilmeli. Açıkta satılan gıda ürünleri yoğun şekilde kirliliğe maruz kalır, satın alınmamalı. Ayrıca daha az kimyasala maruz kalmak adına mevsim meyve ve sebzeleri tercih edilmeli. Marketlerde kasa arkasında kampanyalı ürün olarak satılan ve soğuk zincirde olması gereken gıda ürünleri (et ürünleri, süt, tereyağı, peynir gibi) satın alınmamalı. Besin içeriği bakımından yüksek oranda şeker içeren gıda ürünleri, genellikle cazip ambalajlar ile bir pazarlama stratejisi olarak öne çıkarılmakta ve özellikle çocukların ilgisini çekmektedir. Ancak bu tür gıdalardan, özellikle çocukların uzak durması sağlanmalıdır. Mutfakta tükettiğimiz gıda ürün yelpazesini mümkün olduğunca geniş tutmak, farklı besin gruplarından faydalanmak için önemli bir adım olabilir” şeklinde konuştu.
DAR GELİRLİ VANLININ BESLENME GERÇEĞİ EKMEK, ÇAY, ŞEKER OLDU!
Arslan, denetimlerin önemine dikkat çekerek şunları aktardı: “Denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi için gıda üretim ve satış noktalarında düzenli olarak sık sık ve etkin denetimler yapılmalı. Bu süreçlerde etkinliği sağlamak adına ise daha fazla gıda mühendisi istihdam edilmeli ve denetimlerde aktif rol almaları sağlanmalıdır. Yapılan denetimler ile kayıt dışı üretimlerin önüne geçilerek, hijyen standartlarına uymayan işletmelere ise caydırıcı yaptırımlar uygulanmalı. Çocukların ve gençlerin, zihinsel ve fiziksel gelişimlerini desteklemek amacıyla okullarda yeterli ve dengeli bir öğüne ulaşabilecekleri bir beslenme programı oluşturulmalı.”
“VAN’DA SAĞLIKLI GIDAYA ERİŞİMİ KOLAYLAŞTIRACAK POLİTİKALAR HAYATA GEÇİRİLMELİ”
Arslan, Van’da sağlıklı gıdaya erişimi kolaylaştıracak politikaların hayata geçirilmesi gerektiğinin altını çizerek, “Sağlıklı beslenmenin bir lüks değil, temel bir insan hakkı olduğu gerçeğinden yola çıkılarak, Van’da ve benzeri ekonomik duruma sahip illerde halkın sağlıklı gıdaya erişimini kolaylaştıracak politikaların hayata geçirilmesi gerekiyor. Gelir seviyesi düşük olan ailelerin yalnızca hayatta kalabilmek için değil, sağlıklı bir yaşam sürebilmek için de desteklenmesi şart. Sağlıklı bir toplum, sağlıklı bireylerle mümkündür. Bu nedenle yerel yönetimler, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları ortak hareket ederek hem halkı bilinçlendirmeli hem de sağlıklı gıdaya erişimi kolaylaştıracak çözümler üretmelidir” diye aktardı.
VAN’DA YOKSULLUK SOFRALARA YANSIYOR!
Etkin bir kamu denetimi ile sürdürülebilir gıda güvenliğini sağlamanın mümkün olduğunu dile getiren Arslan, “Etkin bir gıda denetim sistemi, öncelikle gıda güvenliği prensiplerine aykırı davranan işletmelerin tespit edilmesi, uygunsuzlukların giderilmesi ve üretim zincirinin her aşamasında tarafsız yaptırımların uygulanmasının sağlaması ile mümkündür. Dolayısıyla yalnızca firmaları teşhir edip sorumluluğu tüketiciye atmak değil, etkin bir kamu denetimi ile sürdürülebilir gıda güvenliğini sağlamak mümkün. Gıda sektöründe, yerel yönetimlerde ve kamuda gıda mühendislerinin yeterince istihdam edilmesi, gıda güvenliği çalışmalarının etkin bir şekilde yürütülmesi için hayati öneme sahiptir” diye konuştu.
“İŞ BİRLİĞİ YAPILARAK SAĞLIKLI BESLENMEYE YÖNELİK PROJELER GELİŞTİRİLEBİLİR”
Arslan, sağlıklı beslenmeye yönelik projelerin geliştirilebileceğini aktararak, “Kamu kurum ve kuruluşları ve STK’lar ile iş birliği geliştirilerek sağlıklı beslenmeye yönelik projeler geliştirilebilir. Ayrıca yerel üretimi desteklemek amacıyla aracısız olarak üreticilerle tüketicileri bir araya getiren kooperatifler kurulabilir ve bu ürünlerin uygun fiyatlarla halka sunulması sağlanarak doğal ve besleyici gıdalara erişim kolaylaştırılabilir. Tüm bu bahsedilen önlemler ve çözümler ile sağlıklı ve erişilebilir gıdaya kamusal politikaların geliştirilmesiyle mümkün olmakla birlikte, bireysel düzeyde uygulayabileceğimiz bazı hususlara da değinilebilir” ifadelerini kullandı.