Yazı Detayı
28 Kasım 2018 - Çarşamba 08:02
 
AHMET KAYA
Fatma POLATCAN
 
 

28 Ekim 1957 yılında Malatya'da dünyaya geldi Ahmet Kaya. Babası işi gereği Adıyaman'dan Malatya'ya göç etmiş Kürt kökenli bir fabrika işçisidir. Babası daha o altı yaşındayken ona bir bağlama getirir.

 

Dokuz yaşındayken babasının çalıştığı fabrikanın düzenlediği gecede ilk defa sahneye çıkar. 1972 yılında İstanbul'a yerleşirler. Ahmet Kaya ailesinin geçim sıkıntısı çekmesinden dolayı okulu dışarıdan bitirmeye karar verir. O arada işportacılık, çıraklık gibi işlerde çalışır. Okulu bitirince Eğitim Enstitüsü'nün Keman bölümüne girer.

 

Böylece Ahmet Kaya'nın müzik serüveni de başlamış olur. İlk hayal kırıklığını, hayranı olduğu Ruhi Su yapar ona. Boğaziçi Üniversitesi'nin bir dinletisinde onu dinlemeye gider ve dinletiden sonra yanına gitmeyi başarır. Ahmet Kaya sazını eline alıp hemen şarkıyı çalmaya başlar. Usta şarkıcı sazı elinden alıp kızgınca "Öyle at teper gibi bağlama çalınmaz, kavga edilmez bağlamayla. Bağlama ile meşk edilir." der. Ahmet Kaya üzülür ama yine kendi bildiğini yapmaya devam eder. İlk albümü "Ağlama bebeğim"dir. İkinci albümü ise "Acılara tutunmak"tır. 1985 yılında evlendiği Gülten Hayaloğlu, hapishanede idam cezasına çarptırılan mahkûm Nevzat Çelik'in "Şafak Türküsü" şiirini Ahmet Kaya'ya iletir. Bu albüm ile çok geniş kitlelere ulaşır.

 

Ahmet Kaya'nın şarkıları böyle devam eder. Taa ki 10 Şubat 1999'a kadar.

 

Ahmet Kaya Magazin Gazetecileri Derneği'nin ödül töreninde "Yılın en iyi sanatçısı" ödülünü alır. Ödül konuşmasında hazırlık aşamasında olan albümünde Kürtçe bir şarkı söyleyeceğini ve klip çekeceğini söyler. Bu sözlerinin üzerine salondaki şık beyler ve bayanlar birdenbire bambaşka insanlara bürünürler. Küfür edenini mi dersiniz çatal, kaşık atıp üzerine saldıranını mı? Kürt olduğunu dile getirmenin bu denli kötü karşılandığını görünce hem şaşırır hem de çok üzülür Ahmet Kaya. Buna bir açıklık getirmek ister ve "Yıllardır bunu dile getirdim, getireceğim. Kürt ve Türk halkı kardeştir. Yıllarca Türkiye'nin bölünmez bütünlüğünü savunduğumu söyledim. Bu devletin Kürtleri kabullenmesinin zamanının geldiğini söylüyorum. İşte devlet, alsınlar götürsünler beni." der.

 

O arada sahnede Serdar Ortaç vardır ve "Bu devirde kimse sultan değil, hükümdar değil, bezirgân değil. Bu kadar güvenme hiç kendine kimse şah değil, padişah değil..." şarkısını ırkçı bir söyleme çevirip oradaki sanatçılarla beraber söyler. Devamında yine hep beraber alkışlar içinde Onuncu yıl marşı okunur.

 

Bu sanatçıların içinde Kürt kökenli Mahsun Kırmızıgül ve İbrahim Tatlıses de vardır. Şimdilerde Mahsun Kırmızıgül Kürt insanlar üzerinden prim yapıp filmler yapıyorsa ya da İbrahim Tatlıses güle oynaya Şemmame şarkısını söylemişse Ahmet Kaya'nın fedakârlığı sayesindedir. Biz Kürtler Kürtçe konuşup, şarkılar söyleyip dinleyebiliyorsak Ahmet Kaya'nın önderliğinde olmuştur bu süreç.

 

Şimdi size soruyorum. Ahmet Kaya kimdir?

 

Terörist mi yoksa ırkçı beyinler yüzünden vatanından kaçıp ellerde ölen yüreği cesaret kokan adam gibi adam mı?

 

Ahmet Kaya bizleriz.

 

"Ağladıkça ağladıkça dağlarımız yeşerecek görecek göreceksin." sözleriyle ağlamanın aslında bizi güçlü kıldığını.

 

"Siz benim nasıl yandığımı nerden bileceksiniz?" sözleriyle yorgun düştüğümüzde halimizden anlayanımızın sadece kendimiz olduğunu.

 

"Penceresiz kaldım anne uçurtmam tellere takıldı hani benim gençliğim nerde?" sözleriyle çocukluğumuz ve gençliğimizin en güzel yıllarımız olduğunu.

 

"Bozar mı sandın acılar, belaya atlar giderim" sözleriyle istenilmediğimiz yerden acımızı içimizde taşıyıp gitmemizi.

 

Ve dahası...

 

Yıllarca gönüllerde taht kurmuş adam. Seni unutmayacağız.

 

"Söyle, yağmur söyle değmeden yüreğime. Söyle gökyüzüne o nerde ..."

 

Özlemle...

 
Etiketler: AHMET, KAYA,
Yorumlar
Haber Yazılımı