Haber Detayı
29 Temmuz 2016 - Cuma 09:31
 
BATTAL 15 TEMMUZ’U ANLATTI
15 Temmuz’daki ‘alçak’ darbe girişimi Türkiye’nin ve Van’ın gündemini meşgul ederken, o gece sokağa ilk çıkan isimlerden birisi olan Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Peyami Battal, o gece yaşananları ve bundan sonra Van’ı ve ülkeyi bekleyenleri Şehrivan’a anlattı.
RÖPORTAJ Haberi
BATTAL 15 TEMMUZ’U ANLATTI

15 Temmuz gecesi kiminin korku içinde evinde beklediği, kiminin sokağa çıkma yasağı öncesi ATM’ler önünde uzun kuyruklar oluşturup para çektiği, kiminin ise marketlerde erzak depoladı sırada Van ve Türkiye’nin birçok yerinde insanlar ölüme yürüdü… TSK’nın korsan bildirileri TRT’de okunur, sokağa çıkma yasağı ilan edildiği belirtilirken gözler ve kulaklar bir taraftan da Cumhurbaşkanı ve hükümet kanadından gelecek açıklamalara çevrilmişti… Fakat bu darbe girişimini diğerlerinden ayıran bir detay vardı. O da darbe kalkışmasını duyan halkın sokaklara dökülüp tanklara, silahlara karşı durmasıydı… Ülkeyi kurtuluşa götüren halk ayaklanması Van’da da vuku buldu… Halk o gece koşar adımlarla Okçular Tepesi olarak anılmaya başlanan Beşyol Meydanı’na koştu. “Ölmek için çıkan” isimler hiçbir talimat beklemeden Cumhurbaşkanına destek vermek, vatanını kurtarmak, geleceğine sahip çıkmak için oradaydı… Ölümü göze alarak sokağa çıkan isimler arasında yer alan isimlerden birisi de YYÜ Rektörü Peyami Battal’dı. O gecenin yoğun duygusunu yaşayan Battal, “Ölüme gidiyorum” diyerek evden çıkan ve “Kaderine” yürüyen isimlerden birisiydi. “Nereye kaçacağız?” sorularının eksik olmadığı o gece, kendisini arayan onlarca insana “Kaçmayacağız, savaşacağız” cevabını veren Battal, o geceyi ve ardından yaşananları Şehrivan aracılığı ile paylaştı… O gecenin Türkiye’nin pisliklerden temizlenmesine vesile olduğunu söyleyen Battal, o gece çektikleri bir fotoğrafın hikayesini paylaşarak, “Bizim Beşyol Meydanında 3 gencimizin fotoğrafını çektik. Gençlerimizin bir eli Rabia işareti, bir eli MHP işareti, bir eli HDP işareti ve bir eli de AK Parti işaretiydi. Üçünün de elinde bayrak vardı! 15 Temmuz ile 16 Temmuz sabahı arasındaki fark buydu.” Diyerek gelinen noktayı özetledi. İşte Peyami Battal’ın gözünden 15 Temmuz Darbe Kalkışması ve sonrası:

 

Türkiye 15 Temmuz darbesiyle büyük bir sarsıntı yaşadı. Siz bu teşebbüsü nasıl yorumlarsınız?

15 Temmuz kalkışma teşebbüsünü ifade ederken ben bu teşebbüse girişenlere mahlûk diyorum. Çünkü dünyanın hiçbir yerinde bu şekilde alçakça bir teşebbüs olmamıştır. Bu şekliyle olmasının hiçbir anlamı ve izah edilme şekil olmadığı için ben bunu yapanlara insan demeye dilim varmıyor. Dolayısıyla bu teşebbüs ülkemiz için büyük bir felaketi ve büyük bir şoktu. Neden şoktu çünkü hiç kimsenin aklının almayacağı şekilde ülkenin imkânları kullanılarak Türk Silahlı Kuvvetlerinde (TSK) çok önemli görevlere yükselen insanların, ülkemizin ve insanlarımızın vergisi ile alınmış olan silahları bir gecede insanlarımıza doğrultması, insanlarımızı yok etmesini hedefleyen bir girişimdi. Bu yüzden de bu girişim çok ciddi bir girişimdi. Ben her şerde bir hayır vardır sözünü çok mutlu bir şekilde ifade etmiyorum ama bunda da inşallah ülkemiz için çok güzel hayırlar çıkacaktır. Keşke şehitlerimiz ve gazilerimizin olmasaydı. Tabi ki bu vesileyle tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet, tüm ülkemize başsağlığı, gazilerimize Allah’tan şifa ve yakınlarına sabır diliyorum.

 

 

“GİRİŞİM PİSLİĞİN TEMİZLENMESİNE VESİLE OLDU”

Bu ülkemiz için bu yönüyle bir şans oldu. O kadar fazla sayıda pisliğini ülkemizde olduğunu hiç kimse bilmiyordu demek ki. İşte bu bağırsakların temizlenmesine vesile oldu. Belki bu 40 yılda gelişmiş olan kanser hücrelerinin nüksetmesi gibi bütün vücuda yayılmış olan bu alçaklığın ve pisliğin temizlenebilmesi için çok uzun bir zamana ihtiyaç olacaktı. Ancak böyle bir olaydan sonra bu pislik temizlenecek ve ülkemiz geleceğe daha emin adımlarla yürüyecek. Bu açıdan bu önemli bir gelişme oldu.

 

Türkiye için unutulmaz bir gece olan o darbe teşebbüsü sırasında siz neler htiniz? Darbe olabileceğine inandınız mı?

Bu hepimiz için ilginçti. Siz bunu kimse sorarsanız sorun olayın ilk yaşanmasında herkes bir şok yaşadı. Ben geç vakte kadar çalıştım. Daha önceden planlanmış bir programın bitmesinin ardından eve gittim. Eve gittiğimde televizyonu açtım. Televizyonda kanallar bir şeyler gösteriyor ama onlarda işin ne denli olduğunu anlamış değillerdi. O anda anlamaya çalışıyorduk. Yaşanan tüm gelişmeleri takip ediyor ve anlamaya çalışıyorduk. Tedirgin olmuştuk ancak hiç aklımızdan böyle bir kalkışmanın olabileceği geçmiyordu. Ben hemen bir arkadaşımı aradım. Bana şunu söylediler; “İstanbul’da polis üniformalıların sivil halka saldıracağından dolayı askerler köprü kapatmış bilgisini aldık” şeklinde bir cevap verdi bana. Yani bu şekilde bir algı oluşturmuşlar. Peki, Ankara’da alçakta uçan uçaklar nedir dedim, “Oda Amerika’da olduğu gibi sivil bir uçağın intihar girişimi olabilir şüphesiyle uçuyorlar” şeklinde bir cevap verdi. Ben de beni arayanlara durumu bu şekilde izah ettim.

 

BATTAL: EŞİME ‘ÖLÜME GİDİYORUM’ DEDİM

Ardından beni yeniden arkadaşlar aradı ve “Hocam galiba kalkışmadır” dediler. Bende hemen gerekli yerlerden yeniden bilgiler aldım ve doğru olduğunu öğrendim. Hemen sayın valimizi aradım ve valimize “Bu galiba bir darbe kalkışmasıdır. Bizim hemen Beşyol Meydanı’na çıkmamız gerekiyor” dedim. Sağ olsun sayın valimde bunun doğru olduğunu söyledi. Ben hemen giyimdim ve eşime şunu söyledim. “Orada ne olacağını ne biliyorum. Ölüme gidiyorum ama sen gelme” dedim. Eşimde “Bende seninle ölmeye geleceğim” dedi. O saate kadar henüz Sayın Cumhurbaşkanımız canlı yayına bağlanmamıştı bende çok daha hızlı bir şekilde alanlara çıkmamız gerektiğini düşündüm. Yardımcıları ve diğer tüm arkadaşları aradım. Üniversite rektörleri arasında ilk twit atan isimim. Türkiye’de de ilk twit atanlardan birisiyim. Artık meydanlara çıkalım diyerek tüm Vanlı hemşerilerime bunu duyurdum. Bende telefon numarası olan arkadaşları aradım. Ankara’da konuşan arkadaşlarla yine irtibata geçtim. O arkadaşa bunun ihtilal olduğunu söyledim. Arkadaş, “nereye kaçacağız” dediğinde bende, “kaçmayacağız savaşacağız” dedim.

 

“EN BÜYÜK GİRİŞİM CUMHURBAŞKANIMIZA YÖNELİKTİ”

Şuna inanıyorum ki o anada ülkenin hangi alanında oluşa olsun alana inen herkes demokrasiyi, milli iradeyi ve özelliklede Sayın Cumhurbaşkanımızı koruyabilmek için alana inmişlerdir. Bu olaylar anlatılırken şu nokta çok kısa geçiyor. Tabi ki milli irade, insanlarımızın duruşu, demokrasi çok çok önemlidir. Ancak bu ihtilal kim ne derse dersin en önemlisi Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelikti. Onun gücünü yok etmeye yönelikti. Biz Ortadoğu’da birçok ülkeye gittik. İnanın bu ülkeler tutunacak bir dal arıyorlar ve bunu Türkiye olarak görüyorlar. Bunu da Sayın Cumhurbaşkanımız sayesinde görüyorlar. Cumhurbaşkanımızın sevgisini Türkiye ile mukayese ettiğiniz zaman daha fazladır. Bazı ülkelerde yüzde 70-80’lere çıkıyor bu sevgi. Türkiye mazlum halkın tutunabileceği tek dal olduğu için, Cumhurbaşkanımızı zayıflatıp her türlü entrikayı oynamayı planlıyordular. Dolayısıyla bu halk Türkiye’nin her yerinde alana çıktıysa o saat çok önemlidir. Tüm insanlar olduğu gibi bizde bu duygular ile alana çıktık.

 

 

BATTAL: GİRİŞİMİ İLK PAYLAŞAN İSİM OLDUM

Bu şekilde alana gittik. Biz alana gittiğimiz zaman 30-40 kişi vardı orada. Ben sosyal medyanın gücüne inanlardanım. Bunu da çok iyi kullandığıma inanıyorum. Biz burada çıktığımız zaman Kampüs’te ilginç bir konvoy oluştu. Biz Beşyol Meydan’ına gittiğimizde arkadaşlar “Sizin twiti gördüğümüzde bizde çıktık” dediler. Bu şekilde meydana gittik. Her dakika insanların sayısı artmaya başladı. İnsanlar bizi orada gördüklerinde bundan çok mutlu oldular, bende bu şekilde çok mutlu oldum. İnsanlar hocam “Sizi burada görünce mutlu olduk” dediklerinde bende, “Bu hepimizin sorunu. Bu rektörlükle başka bir şeyle alakalı değil. Hepimizin burada olması gerekiyor” şeklinde cevap verdim. Sosyal medya gücüne inandığımı söyledim. Bu şekilde algı anlamında da çok iyi işler yapılabiliyor. İnsanlara moral vermek adına bu önemli bir araç olarak kullanılıyor. Ben bunu sosyal medya da yazmaya başladığım zaman birileri de beni yıldırmaya çalışıyordu. Ben, “meydana çıkalım” dediğimde bazıları altına, “yemezler hocam sen çık” diyorlardı. Giderken ben algı oluşturmak için ha bire yazıyorum. Hemen başka biri yazıyor, “sokağa çıkma yasağı var nereye çıkıyorsun” diyor. Bende “ölmeye gidiyoruz” dedim.

 

VAN’IN 15 TEMMUZ GECESİNİ ANLATTI

“Demokrasiye kast edenler başarılı olamayacaklar ve biz 2 saat içinde her şeyi geri alacağız” dedim. Bu çok önemlidir. Bunu deyince insanlar ha bire soruyorlar “hocam ne oldu” diye. Ardından TRT ele geçirildi. Ben ardından “TRT’ye itibar etmeyin orayı da ele geçirmişler ama alacağız” dedim. Aradan 2 saat geçmeden her şeyi geri aldık. İnsanlar bunu da gördüklerinde daha çok sevindiler. Ardından Genel Kurmay Başkanımızın rehin alındığı konuşulmaya başlayınca yine bir tedirginlik oldu. Ben aynı şekilde yine Genelkurmay Başkanını serbest bırakıldığını yazdım. Aslında böyle bir şey yoktu. Ancak bu halk için önemliydi. Onun da ciddi bir algı oluşturduğuna inanıyorum. Hamdolsun ki halkımızla el ele vererek bunu yaptık. Ben şunu takip ediyordum. Tabana yayılıp yayılmadığını takip ettim. Yayılamadığını görünce ümidim çok daha fazla arttı.

 

BİR FOTOĞRAFIN HİKAYESİ…

Bu alçaklar yüzde 60-70 oranında başarılı olduklarını düşünüyorlardı. Sayın Cumhurbaşkanımızın çok büyük bir liderlik vasfı var. Cumhurbaşkanımızın çağrısı üzerine zaten herkes alanlardaydı. Bu ülkeniz açısında sıkıntılı bir süreç. Ben yapılan bu girişimin ardından ülkemizin hastalığından kurtulmasıyla birlikte Türkiye 15 Temmuz’dan önceye göre daha güçlü bir Türkiye’ye uyandı. Bu çok önemlidir. Halkın el ele vermesi ile güçlü bir Türkiye’ye uyandık. Türkiye bundan böyle daha güçlü olacak. Muhalefet iktidar ve her kesim bu anlamda bir araya geldi. Bizim Beşyol Meydanında 3 gencimizin fotoğrafını çektik. Gençlerimizin bir eli Rabia işareti, bir eli MHP işareti, bir eli HDP işareti ve bir eli de AK Parti işaretiydi. Üçünün de elinde bayrak vardı! 15 Temmuz ile 16 Temmuz sabahı arasındaki fark buydu. Halk 16 Temmuz’da bir birine kenetlendi. İnşallah bunu daha iyi bir noktaya götüreceğiz.

 

Depremde de Van'ın ayağa kalkmasında kurumunuzla misyon yüklendiniz. Depremin yaralarının sarılmasında öncülük ettiniz. O gece de ilk sokağa çıkanlar arasındaydınız. Sokağa çıkarken aklınızda ne vardı?

Bu çok nettir. Hiçbir hesabım olmadı. Sadece şunu hesap ettim. Sıkıntılar var. Eğer ki orada tank mı, tüfek mi ya da başka bir şey mi her ne olursa olsun ya önünde kendimi siper edeceğim ya da üzerine çıkıp bizi öldürün ondan sonra geçin diyecektim. O anda yaşamayı düşünmediğiniz bir an oluyor. Orada ne olacağını bilmiyorsun bu yüzden de yaşamak ya da ölmek sizin gözünüze gelmiyor. Bu duygular ile herkes çıktığı için bu ülke dünyaya örnek olan bir davranış sergiledi. Bugün bunun geri dönüşünü de alıyoruz. Fransızlar hatta Türkiye’den insanları çağıracağız ve bizim güvenliğimizi alsınlar diyorlar. Bu vatanını koruma refleksi anlamına geliyor. İnsanlar bu refleksler ile tankların önüne yattılar. Bunu yapan alçaklar bir şey yapmayı akıllarına koymuşlardır. Ancak halk olayları daha büyümeden olaya el koydu ve girişim sonlandırılmış oldu.

 

“ÇOK BİLİNÇLİ BİR GENÇLİĞİMİZ VAR”

Orada şunu çok açık gördük makul düşünen gençlerimiz hemen silahlarını bıraktılar. Oyuna getirilenler makul düşünenlerin hemen yanında oldular. Artık ilkokuldan itibaren gençlerimize devlet, millet ve birlik beraberliğinin ne anlama geldiğini öğretmenin ne kadar önemli olduğunu gördük. Halk düzeyinde de gençler medyaya çıkıyor ve “ben vatanım için buradayım, vatanım için canımı feda ederim” diyor. Biz burada şunu çok iyi gördük bizim çok sağlıklı düşünen ve bilinçli olan bir gençliğimiz var. Bunu da çok iyi görmüş olduk.

 

O gece ihanet gerçekleşse ve darbe olsa bizi neler bekliyordu?

Şu anda birçok insan şunu çok iyi biliyor. Bunu yapmak isteyenler en üstte yer alan isimlerdir. Bu en üst akılın planıdır. Bu üst akılların aklında ülke ne kadar güçsüz olursa o kadar işlerine gelir mantığı var. Bu olması durumunda bu ülke birkaç parçaya bölünecekti ve Suriye’den daha kötü bir hale gelecekti. Bununla ilgili bir haber okudum. 2 Suriyeli şimdi ne yapacağız demeye başlıyor. “Ne yapacağız ve nereye gideceğiz” diyen Suriyeliye diğeri de cevap veriyor, “bu Türkiyelilerin gidecek bir yerleri yok. Bizde burada kalacağız.” Diyor. Bu çok önemlidir ve halkta bunu emin olun ki düşünmüştür. Halkta bunu bildiği için her halde öyle döküldü alanlara. Allah bunu bize göstermesin. Bizler bunu düşünmek dahi istemiyoruz.

 

YYÜ'de de bu ihaneti gerçekleştiren isimlerle bağlantısı olanlar görevden alınıyor. Bu sayı en son kaç oldu? Akademisyenlerin bu noktada açığa alınması noktasında nasıl bir çalışma yapıyorsunuz? Bu isimlerin bağlantıları nasıl tespit ediliyor?

Şunu söyleyeyim Hollanda’da bir kanalın muhabiri bana sormuştu ve ben ona verdiğim cevabı size de vermek isterim. “Devletine ihanet eden kim olursa olsun kesinlikle cezasız kalmaz.” Bir daha bunu ortaya koymamız gerekiyor. Yüzüncü Yıl Üniversitesi olarak şunu çok net söyleyeyim. İhanetin destekçisi olan, ihanet ile ilişkilerini sürdüren hiçbir Allah’ın kulunu burada bırakmayacağız. Kirli çuval ile temiz çuvalı asla karıştırmayacağız. Bunları ortaya çıkarmak için tüm verileri ve ihbarları değerlendiriyoruz. Eğer ki ihbarlarda tutarlı taraf varsa bunu da değerlendiriyoruz.

 

 

BATTAL: EN İYİ SİSTEME SAHİBİZ

Biz kurumlar arasında bu işi en iyi sisteme oturtan kurumlardan bir tanesiyiz. 3 komisyon oluşturduk. Bir tanesi soruşturma, bir tanesi inceleme ve bir tanesi de araştırma komisyonudur. Çünkü çok sayıda ihbar geliyor ve bizim bu ihbarları iyicene değerlendirmemiz ve kayıt altına almamız gerekiyor. Ağırlığına göre çalışmalar yapıyor. Gelen ihbarlara göre değerlendirmeler yapıyoruz. Bizim 3 binin üzerinde personelimiz var. Bu personelimizin hepsini araştırıp ortaya koymamız gerekiyor. En küçük ilişkisi olan dâhil ilişki durumuna göre ceza alacak. Bunu herkes çok iyi bilsin. Ama bizim rektörlük görevi süresince almış olduğumuz önlemler var ben bugün bunların ne kadar önemli olduğunu görmüş oldum.

 

“ÜNİVERSİTE OLARAK 2012 YILINDA ÖNLEMİMİZİ ALDIK”

Biz bu işler başlamadan önce 2012 yılında bu sıkıntılarla ilgili hassasiyetimizi başlattık. Bu çok önemlidir. Tabi ki bu dönemin şartlarıyla değil. O dönemin şartlarında biz bunun için çalışmalar yaptık ve büyümesini engelledik. Bu şekilde yapılanmayı durdurduk. Ama sıfırladık mı elbette ki hayır. Ama bugün bu şartlarda o pisliğe bulaşanların hiçbir kurumda barındırılmaması gerekiyor. Bu ülkenin artık içindeki pisliği tam anlamıyla temizlemesi gerekiyor. Komisyonlarımızda 3’er, 5’er gruplar halinde komisyonlarımız var. Benim açıktan kamu yönetimini okumamdan kaynaklı bir birikimim var. Bu birikim depremde çok işime yaradı ve inşallah burada da çok iyi işe yaracaktır. Zira çok önemli ve hassas bir dönemden geçiyoruz. 3 binin üzerinde bir personeliniz var ve 40 yıldır süren ahlaksız bir örgütlenme var. İnsanların bu süreçten geçerken her şeyi ile ele aldığınız zaman çok şey ortaya çıkıyor. Bu anlamda çok dikkatli ve titiz bir çalışma yapılması gerekiyor.

 

“BU PİSLİĞE BULAŞANLAR ÜNİVERSİTEDE BARINMAYACAK”

İncelemelerimiz halen devam ediyor. Belli bir sayı var ve bu sayı artacaktır. Suçlu olmayan insanlar moralini bozmasın her şey yoluna girecek. Ancak suçu olanlar, bu pisliğe bulaşanlar üniversitede barınamayacak. Pisliğe bulaşanlar bizden merhamet beklemesin. Sayı her geçen gün artıyor bu anlamda bizim yaptığımız çalışmalarda çok titiz bir şekilde devam ediyor. Yapmış olduğumuz çalışmalar hakkında valiliğe, savcılığa ve YÖK’e sürekli bilgi veriyoruz.

 

Van'da demokrasi nöbetleri gerçekleşiyor ve siz de bu noktada en önlerdesiniz. Halkın bu bütünlüğünü nasıl yorumlarsınız?

Gerçek anlamda bir duygu patlaması meydana geldi. İnsanlar daha önce dışa vuramadıkları duyguları bu zaman çok açık ve net bir şekilde dışa vurmaya başladı. Az önce belirttim ya 3 ayrı siyasi düşüncesi olan gencimiz alanda yer aldı. Türkiye’nin istediği de buydu. Türkiye artık iktidar ve muhalefet partileri olarak olayı daha farklı anlamaya başladı. Bir ilginç bir şey söyleyeyim. Halk üstlerde yer alanlardan daha hızlı hareket etti ve alanlara geldi. Halk bir araya gelerek liderlerini zorladı. Aslında o liderlerin bir araya gelmesi ve konuşması alt tabandaki halkın yapmış olduğu bir şeydi. Demokraside de beklenen budur aslında. Halkın bir şey yaptığında tepedekilerin de buna göre hareket etmesi anlamına geliyor. Türkiye bu noktayı çok iyi başardı. Bu bölgemiz için çok yararlı olacaktır. Bölgenin geleceği için farklı adımların atılmasını sağlayacaktır. Liderlerde buna kulak vermeye başlayacaklar. Ülkemiz daha hızlı bir şekilde ileriye dönük adımlar atacaktır.

 

Darbeden sonra ciddi bir bütünleşme oluştu, dediğiniz gibi duygu patlaması da yaşandı… Bunu bundan sonra da devam ettirmek gerek. Bu noktada sizce nasıl bir yol haritası izlenmeli?

Bu bütünlük çok önemlidir. Hepimizin buna çok iyi bir şekilde sahip çıkmamız gerekiyor. Bu birlik ve beraberliği kirletmememiz gerekiyor. Yanlış kimden gelirse gelsin bizlerin buna dur demesi gerekiyor. A grubuna yakın olan bir örgütten ya da nerden gelirse gelsin dur demeliyiz. Ya da diğer taraftan kimden gelirse gelsin aynı şekilde dur demeliyiz ve dur demeyi başarmalıyız. Bu çok iyi bir seviyeye ve noktaya geldi. Bu bir daha bozulur mu elbette ki olabilir. Darbe girişiminde bulunan üst akıl şimdi de bunu idare etmek için elinden geleni yapacak ve birlik beraberliği bozmaya çalışacak. Hepimizin omuz vermesi ve el ele tutuşmamız gerekiyor. Biz bunu başaracağız artık bundan ödün vermeyeceğiz.

 

Peki, Van'ı nasıl bir süreç bekliyor sizce? Hali hazırda sıkıntılı günler yaşayan Van'ın toparlanmasında nasıl bir çalışma sağlanmalı?

Biz hızlı bir şekilde artık normalleşmemiz gerekiyor. Tüm kurumlarda artık bunu başarması gerekiyor ki yapıyorlar. Burası çok güzel bir noktadır. Ben hayatım boyunca en sıkıntılı ve problemli zamanlarımda bile bu işi de çözeceğiz demişim ve diyorum. Van’ın potansiyelinin çok güçlü olduğuna inanan birisiyimdir. Van potansiyeli çok eskiden bu yana olan bir şeydir. Eskilerde bile buraya üniversite yapılması gerektiği söylenmiştir. Stratejik açıdan oldukça güçlü ve önemli bir kenttir. Van Türkiye’nin denge noktasıdır. Burayı dengede tuttuğunuz zaman Türkiye’de dengede ve huzurlu olur. O zaman Van’ın dengede ve huzurlu olması içinde hepimiz hep birlikte huzuru inşa edeceğiz ve huzursuzluğa karşı duracağız. Bunu yaptığımızda bura yatırımcı akını olacaktır.

 

BATTAL: VAN İÇİN ÇALIŞIYORUZ

FETÖ’cü alçakça kalkışmadan iki gün önce biz Ankara’daydık. Yanımızda iş adamlarımız vardı. STK’lar vardı aramızda. TRT Genel Müdürlüğü’nden randevu aldık ve oraya gittik. Van’ın önemini orada da anlattık ve TRT’de Van’ın daha fazla haberinin yapılmasını istediğimizi söyledik. Bunun yapılması ile Van’a daha fazla yatırımcının geleceğini, Van’ın terörden kurtulacağını söyledik. Bizim çok güzel şeylerimiz var ancak bunları pazarlamamız gerektiğini kendilerine söyledim. Hemen ilgili daire başkanlıklarını çağırdı ve kendilerine talimat verdi. Bu anlamda Van’a yardımcı olmaları gerektiğini ifade etti. TRT Kurdi var ve bu etkin bir şekilde izleniyor. Bizde dedik burada Van’ı sürekli versinler. Onun içinde gerekli yerlere bilgiler verdi. Daha sonra dedik Van’da TRT radyosu kurulsun. Kendileri bunda sorunun olmadığını ancak 6 aylık bir program yapılması gerektiğini söyledi. Diyaloglar çok önemli kapılar açıyor.

 

“VAN BÜYÜK KENT OLABİLECEK BİR ŞEHİR”

Van’ı kongre merkezi haline getirmek istediğimizi söyledik. Üniversite olarak bu alandaki çalışmaları söyledik. Kendileri bunu da kabul ettiler. Sayın vekillerimizin de bu anlamda desteğini alarak bakanlıkların toplantılarını burada yapabiliriz. Herkeste buna çok sıcak bakıyor. Biz bu işleri başarıyoruz ve buradan gidenler çokta memnun kalıyorlar. Bizim burada ki toplantılarımızı da beğeniyorlar. Turizm anlamında da iyi işler yapmamız gerekiyor. Van büyük kent olmaya hazır bir şehirdir. Büyükşehirden bahsetmiyorum büyük kentten bahsediyorum. Bunu yapmanız için yapacaklarınız var. Ancak bunun için bir doğal güzellik. İkincisi tarihi dokusu, üçüncüsü insan kaynağı, yani kültür düzeyi ve dördüncüsü stratejik bölgesidir. Van’da bunları hepsi var. Van büyük kent olabilecek kapasitededir.

 

Bu noktada önemli çalışmalar yapıldı elbette sizin rektörlüğünüz döneminde… Bu noktada Van'da kentlilik bilinci oluşturulması noktasında da önemli kaygılar taşıyorsunuz. Bu noktada var mı ufukta çalışmalar?

Vanlılık ruhu önemli bir şeydir. Bu yüzden de Vanlılık ruhunu geliştirmemiz gerekiyor. Bir şehir başkent olduysa o şehir sonsuza denk başkenttir. Bu insanımızın duruşunda var. Buda çok önemlidir. Doğru bakabilirseniz bunu çok iyi görebiliriz. Vanlılarda bu var. Van’da büyük kent olma potansiyeli var. Bizde Vanlılık ruhunu ortaya çıkardığımız zaman Van için yapmak istediğimiz her şeyi yaparız. Peki, Vanlılık ruhu nedir? Van adına yapılacak her şeyde herkes fedakâr olacak. Ancak Van üzerinden insanlar kendini bir yerlere taşımayacak. Ben buna öne-arkaya kaçma diyorum. Van biraz buradan kaybediyor.

 

BATTAL: VANLILIK RUHUNU GÜÇLENDİRMELİYİZ

Öne kaçama dediğimiz belli bir kesim bir araya geliyor ve Van için bir iş yapma kararı alıyor. İş iyi gitti mi birimiz öne kaçıyoruz ve diğer insanları ekmiş oluyoruz. Bu kent için çok tehlikelidir. İkinci kez yapalım dediğimizde insanlar gelmiyor. Vanlılık ruhu Van için bir şey yaptığımız zaman bu işin çıktısın Van’a mal edilmesidir. Bunun birde tam tersi var oda arkaya kaçmadır. Bu seferde iş iyiye gitmeyince geriye kaçıyor ve işi provoke ediyor. Buda ayıp bir şeydir. Tamam, kötüyse kötü yaptık neden arkaya kaçıyorsun. Bir Gümüşhane bizim Van’ın nüfusunun 10’da biri kadar ve her yıl İstanbul’da tanıtımlar yapıyor. Bu kentlilik bilincini kendinizde benimserseniz bunun arkası kendiliğinden gelir. Bu sıkıntılardan kaynaklı sorunlar oluşuyor. Vanlılık ruhu dediğim hadise budur. Biz bunu yaptığımız zaman bir yerlere geliriz ve 3 kişi ile iş yaparız. Yoksa 100 kişiyle de çalışma yapamayız. Bu bilinci oturup canlandırmamız gerekiyor. Bu kapasitemiz var.

 

Halkın demokrasi, darbeler konusunda bilinçlendirilmesi noktasında çalışmalar yapılması gerektiğini belirtmiştiniz sosyal medyada. Bu noktada üniversite olarak da halkı bilinçlendirme adına bir şeyler yapılabilinir mi?

Şunu söyleyeyim. Biz üniversite olarak bir şeyler yapıyoruz. Bunu yeterince yapıyor muyuz? Elbette ki yok. Burada hem bizim hem de STK’ların eksikliği var. Ülke olarak üniversite ile sektörlerin, üniversite ile sektörlerin ve üniversite ile kurum kuruluşların daha iyiye doğru gidebilme bilinci eksik. Bunu bir noktaya getirmemiz lazım. Sadece STK eksik bir tamız demiyoruz. Bunun için bir yerlere gelme gibi bir planımız var ve bu konuda çalışmalarımız var. Ancak bu yeterli mi elbette ki değil. Türkiye’nin özellikle geldiği bu noktada bizim daha fazla çalışmamız ve süreci hızlandırmamız gerekiyor. Üniversitemizin üzerine düşen neyse biz yapacağız. Ardından kimin üzerine ne düşüyorsa onu da yapmalarını bekleyeceğiz ve söyleyeceğiz. Depremde olduğu gibi yine öldük bittik demeyeceğiz, dip diri bir şekilde ayakta olduğumuzu göstereceğiz. Ayağa kalktığımız zaman da bu çalışmaları yapacağız. Daha önce çözüm süreci ile ilgili 3 büyük panel yaptık. Dolayısıyla biz bunlara yine devam edeceğiz. Üniversite olarak şehirle birlikte çalışmalarımıza devam edeceğiz.

 

Oğlunuzun isminin Fetullah olmasıyla alakalı sosyal medyada başka söylentiler oldu... Bunu manipüle ederek tartışma yaratıyorlar ama size de ciddi bir destek var…

O alçağın yüzünden bu ismi kullanan masum insanlara yazık, o gidip ismi değiştirsin Jhon yapsın. Yabancı ülkelerin dediği gibi onlara yarar. İsmini de değiştirip onlara layık olur. 


RÖPORTAJ: YUNUS EMRE AYKAÇ - ŞEHRİVAN ÖZEL

Kaynak: Editör: Ömer Altınal
Etiketler: BATTAL, 15, TEMMUZ’U, ANLATTI,
Yorumlar
Haber Yazılımı